Beylerli'nin Dünya'ya acilan kapisi...... beylerlikoyudernegi@hotmail.com
       

Yönetici   

ANA MENÜ
ANA MENÜ
  Ana Sayfa
  Köyümüz Hakkında
  Yöresel Yemekler
  Fotoğraf Galerisi
  Telefon Rehberi
  Yöremizden videolar
  Yöresel Müzikler
  Gerekli Dosyalar
  Haber Gönder
  Köşe yazıları
  Söyleşi Ropörtaj
  Dernegimiz hakkında
  Linkler-Bağlantılar
  Yöresel dilimiz
  Sohbet odamız
  Ziyaretçi Defteri
  Forum sayfamız
  İletişim bilgileri
ANKET

AnkeT

2010 Piknik Şölenimiz Nasıldı?
Çok güzeldi
İdare eder
Beğenmedim
Anket Sonuçları Ve Diger Anketler
REKLAM
FİRMA REHBERİ
RASTGELE RESİMLER




















İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi: 3
Toplam Ziyaretçi: 5038
İP Adresiniz: 38.107.191.105
 
Mutlu ve Huzurlu Yaşamak
Son yıllarda “kişisel gelişim ve başarı” üzerine birçok eser yayımlandı. Öyle ki, bu kitapları sıradan marketlerde bile bulabilmeniz mümkün. Başarı isteği, hiç şüphesi Mevlâ’nın insana bahşetmiş olduğu güzel hasletlerden biridir. İnsanlar hayatları boyunca bir şeyleri başarma arzusundadır.

Dünyanın en pahalı öğrenme metodu olan deneme-yanılma yoluyla öğrenme yerine, tecrübe ve birikimlerin yer aldığı bu türden eserleri okumak, muhakkak ki maliyeti en az bir yoldur.

Fakat şuna şahit olmaktayız ki, bu eserlerin neredeyse tamamında “başarı” konusunda ölçünün kaçırıldığı mübalağalı fikirlere rastlamaktayız: “Yapabileceğinize inandığınız her şeyi yapabilirsiniz.”, “Kaderiniz elinizde.”, “Başkaları yapıyorsa siz de yapabilirsiniz.” gibileri sadece bazıları…

Bir zamanlar ise bu fikirlerin tam aksi olan “Hiçbir şey elinizde değil.”, “Ne yaparsan yap sonuç değişmez.” gibi düşünceler vardı ve hâlen de var.

Kanaatimizce aşırı uç noktalar diyebileceğimiz bu iki görüş de yanlıştır. İnsanın kendi iradesiyle talep ettiği eylemler vardır ve bunları dilediği zaman Allah yaratır. Buna göre insan kendi tercihinden sorumludur; ancak iradesi haricinde olan hususlar da vardır. İnsan ana-babasını, doğduğu ülkeyi, doğum zamanını ve ömür müddetini kendisi tayin etmez. Kısacası hayatımız tamamıyla bizim elimizde değildir.

Elbette başarı öğrenilebilir; ama bilmek başka, yapabilmek ve nasibi/kısmeti olmak bambaşka şeydir. Her şey elimizde ise duayı niye yapıyoruz? Allah izin vermedikçe, kulun başarması imkânsızdır. “Rızık Allah’tandır.”, “Allah’ın dilediği olur.”, “Allah ilmi dileyene, zenginliği ise dilediğine verir.” anlamındaki âyet ve hadislere rağmen, maddî ve manevî kültürümüze uymayan birtakım düşüncelere rağbet göstermek sosyal hayatımızı tahrip etmektedir.

İfadelerimizden kesinlikle bu konuda yazılan kitapları küçümsediğimiz ya da dışladığımız anlaşılmasın. Bizler sadece aşırı uçlarda olmanın çağımızın gereklerine ve değerlerimize uymadığını anlatmaya çalışıyoruz. Kaş yaparken göz çıkarmayalım. İnsanımıza ümit, azim ve heyecan aşılarken haddimizi aşmayalım. İnsanları tabii ki eğitelim, ancak bunu yaparken onları “dünyanın merkezi” bir hâle getirip helâl-haram sınırını hiç söylemeden âhiretlerini sıkıntıya sokacak parıltılı sözlerle ihtiras ile yanıltmak doğru değildir.

Bize göre takip edilmesi gereken orta yol şudur: “Başarı konusu da her konuda olduğu gibi araştırılmalı ve bilimsel bir disiplinle ele alınmalıdır. Ancak şu hakîkâtler de asla nazar-ı dikkatten kaçırılmamalıdır. Başarı konusundaki tüm öneriler yerine getirilse dahi, Allah dilemedikçe başarı gelmez. Çünkü, çalışmak bizden, başarı Allah’tandır.”

Siz Surekâ’nın tam Peygamberimizi yakalayacakken atının kuma saplanmasını, örümcek ağıyla Hira mağarasının kapatılmasını, Çanakkale’de Seyit Onbaşı’nın 240 kg.lık gülleyi “Yâ Allah!” diyerek kaldırmasını hangi formülle izah edeceksiniz?..

Her konuda olduğu gibi, başarı konusunda da gayretimizi ortaya koyduktan sonra biz Yaradan’a sığınalım. Küçük bir bebeğin sürekli annesinin elbisesine tutunduğunu hiç gözlemlediniz mi? Bunun nedeni, onun, güven ve rahatlığı sadece annesinin yanında bulmasıdır. Büyükler için ise zor anlarda sığınılacak tek mercii Allah’tır. Evet!.. Denizde boğulmanın eşiğindeyken veya dört bir tarafınız ateşle çevriliyken aklımıza ilk gelen şey bizi bu tehlikeden kurtarması için Allah’a sığınmak olur. Neden?

Çünkü biz derinliklerimizde hissettiğimiz kesin kanıyla, bizi kurtarmaya gücü yetecek yegâne varlığın Allah olduğuna inanırız. Bu gerçeği hiç kimse inkâr edemez. Öyleyse yüce Yaradanımıza sığınalım. Ona olan inancımızı daha da güçlendirelim. Yarattıklarında dilediği gibi tasarruf yapanın ve zor anlarımızda bize yardım etmeye asıl gücü yetenin sadece Allah olduğuna kesin bir şekilde inanalım. Allah’a olan inancımız ne kadar kuvvetlenirse, kullardan çekingenliğimiz ve korkumuz o oranda azalırken; başarımız, dünya ve ahiret saâdetimiz de aksi oranda artacaktır.[1]


RAMADAN DOĞAN'ın kendi kaleminden.

RAMADAN DOĞAN
06.03.2009
Üye Paneli
Lütfen Giriş Yapınız
 Kullanıcı Adı :
 
 Parola :
        Kayıt ol!!
RÖPORTAJ
  WEB SITEMIZ HAYIRLI OLSUN  
 
   
  Tasarım www.bymuratdogan.com
MAKALELER

 » Mutlu ve Huzurlu Yaşamak
RAMADAN DOĞAN

 » Soner ARICA ile röportaj
Murat DOĞAN

 » Ramazan'ın Güzellikleri
Kemal KOÇ

 » Aydin Beyoğlu ile çok içten bir söyleşi
Fatsa haber

 
ETKİNLİK / DUYURULAR
»  Forum sayfamız tekrar yayında...

» 
MSN: beylerlikoyudernegi@hotmail.com

 
REKLAM

HAVA DURUMU


 

Beylerli Köyü Internet Sitesi / www.beylerlikoyudernegi.com

 


Bu sitenin tüm hakları saklıdır. Sitedeki resim, yazı ve diğer metaryaller kaynak gösterilse dahi izinsiz kullanılamaz.
www.beylerlikoyudernegi.com
.

Her hakkı saklıdır www.beylerlikoyudernegi.com 2006 Site : ©